Ben o ara S. ile çok yakın arkadaştım. Sürekli beraberdir. S. yüzü çok güzel olmasa da vücudu güzel bir kızdı. İnsanın baktıkça bakası gelenlerden. Bende bir kaç santim daha kısa boyluydu, zayıftı ve yanağında gamzesi vardı. F. ona göre daha kilolu, kısa boylu ve birazda zıpır bir kızdı.
Mesaiden geç saatte çıktığımız bir gün F.leri bırakmak için onların mahallesine girdiğimizde F. kolumdan tutup bir çocuğu gösterdi. Çocuk orta boylu temiz yüzlü ee birazda yakışıklı bir çocuktu. F. ondan hoşlandığını söyledi. Aynı mahallede oturduklarını ailelerinin birbirleni tanıdıklarını ve onu sık sık gördüğünü de söyledi. F. o dönemde işyerindeki her kız gibi bir çok erkekle konuşuyor, sevgili oluyordu ama bu çocuk onun için farklıydı. Bana onu hissettirmişti en azından.

Bu olayların üzerinden uzunca bir vakit geçtikten sonra bir gün S. ve F. suratları beş karış işyerine geldiler. Haftasonu birşeyler olmuştu belli ki. S. ile daha yakın olduğum için onu kenara çekip ne olduğunu sordum. Önce ses etmedi. F. ile konuşmamı söyledi. Onun yanına gittim. F. hiçbir şey umrunda değilmiş gibi görünmeye çalışsa da dünyası başına yıkılmış gibiydi. Ne olduğunu sorduğumda "bir şey yok" deyip geçiştirdi. Yine ilk fırsatta S.nin yanına gidip ne olduğunu sordum. Biraz ısrardan sonra ağzındaki baklayı çıkardı. "F.nin sana gösterdiği bir çocuk vardı hatırladın mı??" Hatırlamıştım. "Onlar hafta sonu beni istemeye geldi." Ben şok. Kardeşinin hoşlandığı çocuk ablasını istemeye gelmişti. F.nin o ruh halini tahmin bile edemiyordum. Bir zamanla konuştuğun, hoşlanıyorum dediğin çocuğa enişte diyecektin. Hem de bir ömür boyu. İnsan nasıl dayanırdı böyle bir şeye. S.ye onun ne cevap verdiğini sordum. "Evet dedim Pire" dedi. Kendini bu duruma mecbur hissediyordu. İlk evlenen ablası annesinin yanından ayrılmak istemediği için damat içgüvey gelmişti. Şimdi eğer o burdan, yakın çevresinden biriyle evlenmezse ailesinden uzak bir yere gidecekti ki bunu hiç istemiyordu. Üstelik kendisini hiç güzel bulmuyordu ve başka istemeye gelen kimse olmaz diye korkuyordu. Kendince bahanelerini sıralamış ve kardeşinin zamanla unutacağını düşünüp kabul etmişti. Sonra ne oldu ne bitti bilmiyorum. S. en son beni düğününe çağırdı ama ben gidemedim. F. bu düğün hazırlıkları yapılırken nasıldı onu da bilmiyorum. Bildiğim tek bir şey var ki o da S. nin ömür boyu bu yükü taşıyacağı.
Küçükken annemin izlediği bir dizi vardı Yalan Rüzgarı diye. Nedense bu yazıyı okurken o geldi aklıma. Ama gerçekten zor bir durum. Dediğin gibi ömür boyu bu yükü taşıyacağı kanısındayım.
YanıtlaSilYalan rüzgarını bile geçmiştir hayatım :)
SilDalllas maceraları :(
YanıtlaSilmalesef ki öyle :(
Silya canım cidden senin etrafındaki kardeşler hiç de normal değilmiş yaa :) ama bence ilk önce hep ailesini seçmeli. onlar daha önemli bence. hem zaten görücü usulü olmuş yani kız sevmiyor. evde kalma korkusuna kardeşini ezip geçmemeliydi bence.
YanıtlaSilkesinlikle bende öyle düşünüştüm ama bişey de diyemiyosun tabi ki o kendi bileceği karar ne de olsa..
Silayyy aynı kore dizilerindeki gibi yaa ama çok yaralayıcı bi durum çok üzüldm bee :(
YanıtlaSilBende F. için çok üzüldüm ama S. de çok çaresiz görünüyodu hangisine üzüleceğimi şaşırmıştım :((
Silya nasıl bi insan karmaşası içindesin sen :)
YanıtlaSilsürekli bi karmaşa mı var arkadaşlarında
ben özel olarak çekiyorum böyle insanları sanırım :))
SilHakikaten arasan bulamazsın böyle sorunlu insanları. Bu da özel bir yetenek. :)
Silsorun bende mi acaba diye de düşünüyorum bazen. Bi insanın çevresinde bu kadar da anormal kişi olmaz ki di mi??
Silyeni nesilden yana umudumu kaybettireceksiniz bana yav. zaten amca modundayım bu ara :)
Silöyle deme arada benim gibi aklı başında insanlar çıkıyo :P :P
SilTamam şaka yaptım :D :D
hehehee orta yaş krizi bunlar üzülme geçer :P :P
çok ayıp ama, bi insana böyle cart diye orta yaşlısın denmez :))
Silayrıca 50 yaşına kadar genç sayılıyor artık insanlar. gencim ben :) hehee
Ortalama yaş oranının 65 olduğu bir ülkede 50 yaşına kadar insanlar genç sayılıyorsa çok genç ölüyoruz demektir :)
Sil