Yayınlamak gibi bir düşüncem yoktu ama Sandy Delman mesajından sonra sizlerle de paylaşmak istedim. Blog-öykü yarışmasına katıldım. Aşağıdaki resimle ilgili bir hikaye yazmamız istendi. Bende kendimce bişeyler karaladım. Sizin de bu konuda fikirlerinizi almak isterim. Öykünün yayınlandığı yerde işte BURDA. Bence çok güzel bir etkinlikti ama sanırım devamı gelmeyecek. Ee daha fazla uzatmadan buyrun öyküme...


Gözlerim dolmuştu yine. Duvardaki tablodan gözlerimi alamıyordum. Sağ taraftan bir peçete uzandı. "Tabloda sizi bu kadar hüzünlendirecek ne gördüğünüzü çok merak ettim." dedi peçetenin sahibi. Gözlerimi hiç ayırmadan cevap verdim "Eski bir anı."
Güneşli bir yaz günüydü. Dışarı çıkmak için saatlerce anneme ısrar etmiş sonunda kabul ettirmiştim. İçim kıpır kıpırdı. Yeni aldığımız beyaz elbiseyi giyecektim. Ve babamdan hatıra kalan beyaz şapkayı takacaktım. Deniz kenarına gidecektik. Orası her zaman kalabalık olurdu. Elbisemin ne kadar güzel olduğunu herkes görmeliydi. Ben hemen hazırlanmış annemin hazırlanışını beklerken yerimde duramıyordum. Sonunda evden çıkmıştık.
Deniz kenarı her zamanki gibi çok kalabalıktı. Ve o işte oradaydı. Yeşil gözlü tatlı çocuk. Her hafta sonu annesiyle buraya geldiklerini söylediğinden beri dışarı çıkmak için annemin başının etini yememe sebep olan yegane şey oradaydı işte. Onu görür görmez adımlarını sıklaştırmıştım. Annem modaya uygun olarak toz pembe daracık bir etek giydiği için bana yetişmekte zorlanıyordu. Elinden kurtulur kurtulmaz yeşil gözlü çocuğun yanına koşmuştum. Beni görünce önce bir şaşırmış sonra yüzünde kocaman bir gülümsemeyle "Merhaba" demişti. "R"leri söyleyemediğini o an fark etmiştim. Aynı şekilde karşılık verdim. Hiçbir şey demeden bir süre bana baktı. "Sen bugün ne güzel olmuşsun" dedi. Heyecandan kalbim iki kat hızlı atmaya başlamıştı. Bütün vücudum alev almış gibiydi. Utançtan yanaklarımın kızardığını hissedebiliyordum. Daha beş, altı yaşlarında küçücük bir çocuktum belki ama aşkın yaşı yoktu öyle değil mi??
Annem akranlarıyla muhabbete dalmış beni de yeni arkadaşımla baş başa bırakmıştı. Bir süre konuştuktan sonra oyun oynamaya karar vermiştik. Önce "koşturmaca oynayalım" dedi ama annemin benim koşmama hayatta izin vermeyeceğini, asil kızların sokak çocukları gibi koşmaması gerektiğini söyleyince farklı bir oyun düşünmeye başladık. Vee yine yeşil gözlü yakışıklı arkadaşımın aklına bir fikir geldi. Bu oyunu kendisi bulmuştu. O ellerini açacak bende ellerimin onun elinin üstüne koyacaktım. Sonra o benim ellerime vurmaya çalışacaktı. Sonra aynısını ben ona yapacaktım. O ellerini açtı ve ben ellerimi onun elinin üstüne koydum. İlk kez ellerine dokunuyordum. Yine utançtan yanaklarım kızarmıştı. Ben ne zaman kızarsam onun yüzünde hınzır bir gülümseme oluyordu. Bu sırada o ellerini elimin altından çekmiş ve benim ellerime vurmaya çalışmıştı. Ben ani bir refklesle elimi çekince elleri boşta kaldı. Sıra bana geçtiğinde o ellerini bilerek çekmemiş ve bana yenilmişti.
Saat ilerledikçe sahil kalabalıklaşmaya başlamıştı. Başımı kaldırmamla hayatım boyunca sev(e)mediğim iki kardeşle göz göze geldim. Nurgül benim boylarımda, şişman, kıvırcık saçlı bir kızdı. İkiz kardeşi Naci ise ondan daha kısa, en az onun kadar şişman huysuz bir çocuktu. Tek işleri insanlarla alay edip sinir bozmaktı.
Biraz sonra Nurgül elinde bir tabak pasta ile yanımıza geldi. "Aaa canım seni burda görünce annemin yaptığı bu güzel pastadan sana bir dilim getirmek istedim." dedi. "Sağol, biz aç değiliz" dedim. Onun getirdiği pastadan yemektense açlıktan ölmeyi tercih edecek kadar gururluydum. "aa olur mu canım çikolatalı pasta bu. Çikolatasını babam taa Almanya'dan getirdi." deyip üstüme gelmeye başlamıştı ki pastayı elinden bırakıverdi. Benim karbeyaz elbisem bir anda simsiyah olmuştu. O kadar üzülmüştüm ki gözlerim dolmuştu ama onun karşınında ağlamak istemediğim için kendimi tutuyordum. Boğazım düğüm düğüm olmuştu. Sevdiğim çocuğa rezil olduğuma mı üzülseydim yoksa daha bir kez giydiğim elbisemin mahfolmasına mı karar veremiyorum. " Ayy canım nasıl oldu anlamadım bir anda elimden kaydı" dedi. O an topuz yaptığı saçından tutup dövesim gelmişti. Daha ben sinirimi atamadan İkiz kardeşi Naci arkamdan gelip şapkamı almış ordan oraya koşturmaya başlamıştı. Annesi dilinin ucuyla "Yapma oğlum" demiş sonra kaldığı yerden dedikodusuna devam etmişti. Annem Naci'nin şapkamı aldığını görünce peşinden koşmaya başlamıştı. O şapka bana babamdan kalan son şeydi. Yeşil gözlü yakışıklı çocuk o kadar üzüldüğümü görünce dayanamamış o da annemle birlikte Naci'nin peşinden koşmaya başlamıştı. Naci şapkayı kaptıracağı anlayınca hızla şapkamı denize fırlattı. Ben artık daha fazla dayanamamış hıçkıra hıçkıra ağlamaya başlamıştım. Annem koşarak yanıma gelip beni teselli etmeye çalışırken kalbimin hızla çarpmasına neden olan çocuk beni mutlu etmek için şapkanın ardından denize atladı. Onun suya girdiğinde görünce herkes o yöne doğru ilerlemeye başladı. O gün deniz dalgalıydı ve her rüzgarda dalgalar hızla kıyıya çarpıyordu. Aniden gelen bir dalgayla yeşil gözlü tatlı arkadaşım önce havalandı sonra da hızla kıyıya çarptı. Elinde babamdan kalan son hatırayı, şapkamı, tuttuğunu görünce sevinmiştim. Aniden insanlar hareketlenmeye başlamıştı. Şapkam bulunduğu için herkesin neden sevindiğini anlamıyordum. Bende insanların gittiği yöne ilerlemeye başlamıştım. Kıyıya ulaştığımda küçücük bedenime hayatımının en ağır yükünü almıştım. Kanlar içindeki şapkam kıyıya vurmuştu. Deniz kırmızıya boyanmıştı ve küçük arkadaşım ortalarda yoktu. Kadının biri yanımda feryat etmeye başlamıştı. İnsanlar akın akın denize giriyorlardı ve küçük arkadaşım hala ortalarda yoktu.
Her gece kanlı sahil rüyalarıma girdi. Annem bir daha o sahile gitmeme hiç izin vermedi. Oraya gitmezsem unuturum sandı ama o gün hiçbir zaman aklımda çıkmadı. Sadece ben rüyalara alıştım.
"Anlatmak isterseniz.." demişti ki "Hayır istemem" diye sözünü kestim daha hiç yüzüne bakmadığım peçete sahibinin. Konuşma çabaları karşılıksız kalan adam geri dönüp gitmek üzereydi ki "Ama bir çay içip sohbet edebiliz" dedim. İlk kez yüzüne baktığım bu adam hayatımdan yıllar önce çıkıp gitmiş o çocuğun büyümüş haliydi. Yeşil gözlü ve tatlı...
Her gece kanlı sahil rüyalarıma girdi. Annem bir daha o sahile gitmeme hiç izin vermedi. Oraya gitmezsem unuturum sandı ama o gün hiçbir zaman aklımda çıkmadı. Sadece ben rüyalara alıştım.
"Anlatmak isterseniz.." demişti ki "Hayır istemem" diye sözünü kestim daha hiç yüzüne bakmadığım peçete sahibinin. Konuşma çabaları karşılıksız kalan adam geri dönüp gitmek üzereydi ki "Ama bir çay içip sohbet edebiliz" dedim. İlk kez yüzüne baktığım bu adam hayatımdan yıllar önce çıkıp gitmiş o çocuğun büyümüş haliydi. Yeşil gözlü ve tatlı...
öyküne oyumu verdim :)
YanıtlaSilyarışmaya katılmak için geç kaldım sanırım
maalesef katılımlar tamamlandı.
SilTeşekür ederim :))
bende oy verdim pireemm sen en birincisinn :))
YanıtlaSilteşekkür ederim canım çokkk sağol :D :D
SilKürk Mantolu Madonna'daki Raif geldi birden aklıma tablodan girince =) Güzel öykü Pire başarılar..
YanıtlaSilTeşekür ederim umarım başarılı olurum :D
SilÖykü çok güzel olmuş, ama benim anlayamadığım son kısım oldu canım. Şimdi o yeşil gözlü çocuk öldü mü yaşıyor mu, sonra karşılaştığı onun gözlerine benzzeyen gözleri olan başka birisi mi. Öhhh.. bunu mu anlamadın Anarschi dersen, anlamadım valla :)) Bu arada ben de kullanacağım oyumu. Umarım birinci olursun canım
YanıtlaSilmalesef yeşil gözlü çocuk öldü :(( Vee evet sonra karşılaştığı adam onun gözlerine benzeyen başka biri.
Silteşekür ederim bu arada :D
Süpermiş :))
YanıtlaSilKalemine sağlık canım.
Keşke benimde haberim olsaydı böyle bir yarışmadan.
teşekür ederim güzel bi etkinlikti bende son gece gönderdim öykümü :))
SilCanım çok teşekkür ederim.. =) Tekrardan kaleminize saglik diyorum. Dayanamayip tekrar tekrar okuyacagim bi hikayeydi bu... Ha bu arada ben, yardimci blog arkadaslarimla birlikte oyumuzu size verdik. Gercekten cook guzel hikaye bu.. Bi sorun olmazsa, hikayeyi blogumda paylasip, sizin blogunuzun linkini yayinlayabilir miyim?? Cunku bu muhtesem blogu ve hikayeyi gormezlerse cok pisman olabilirler.. =)
YanıtlaSilBir de, ben hikayenin son kisminda, yesil gozlu ve tatli cocugun buyumus ve kadinin yaninda durdugunu sanmistim..
=(( Ama neyse, yine de bir sey olmaz. Cunku hikayeler her zaman mutlu sonla bitecek degil ya.. =))
Tekrardan, Ellerinize ve Kaleminize Saglik.. =)
tabi ki yayınlayabilirsin canım ben teşekür ederim :))
SilO anki ruh halim böyle bir sonla bitmesini uygun görmüş olmalı :D :D
=)) İzin verdiğiniz için çok teşekkür ediyorum.. Hemen yayınlıyorum.. =)
Silasıl ben teşekkür ederim :D
Sil=)
SilBu yorum yazar tarafından silindi.
Sil