Şu hayatta kalabalık olan her şeyden uzağım. Kalabalık mekanlardan, kalabalık sokaklardan ve hatta kalabalık insanlardan.
Küçüklüğümden beri nerde yalnız kimsesiz biri var hep gelir beni bulurdu ya da ben onu bulurdum. Kimsesiz derken anasız babasız demek istemiyorum. Yalnız, konuşacak dertleşecek biri olmayan. Bugünlerde bir şey farkettim ki çevresinde çok fazla insan olanlar benimle pek iletişim kurma gereği duymuyorlar. Sanırım ben yalnız insanların kötü gün dostuyum. Neren çıktı bu derseniz benim fark etmem uzun zamanımı aldı.
Çocukluğumda hiç sokaktaki çocuklarla evcilik oynadığımı hatırlamam mesela. Genelde yalnız başıma kendi kafamda kurduğum oyunları oynardım. Biraz büyüdüm ilkokula başladım. İlk iki seneyi hiç hatırlamıyorum. Okulum değişip başka bir okula geçtiğimde herkes çevresini edinmiş bende dışarda kalmıştım. Hiç bir gruba dahil olma çabam olmadı. Benimle birlikte o sene okula başlayan bir çok çocuk kısa sürede arkadaşlık kurdu ama ben sadece sınav haftasında kopya çekilmek istenen inek kız profilindeydim. Oysa hiç derste çalışmazdım. İlk okulun son yıllarına doğru mezun olup gitmek için can atar hale gelmiştim. Liseye başladığımda yine çok fazla kişi yoktu etrafımda bir kaç samimi dost dışında. Herkes gülüp eğlenirken yapmacık oyunlara kalkışmadım hiç. Onlardan biriymişim gibi davranmadım. Onun yerine yalnız kaldıklarında yanlarında oldum. En sevmediğim insanların bile. Birinin üzgün olduğunu hissettiğimde neyin var diye sormak yerine bir şeye ihtiyacın var mı diye sordum. Yapabileceğim hiçbir şey olmadığında bile sadece yanında oturdum. İnsanoğlu en çokta acıyı yalnız çekmek istemez aslında. Ve en çokta acılar yalnız çekilir hayatta.
Lise bittiğinde derdimi anlatacağım hiç kimse yoktu yanımda. Daha doğrusu beni anlayabilecek kimse yoktu. Ama ben bir çok insanın rahatlıkla derdini anlatacağı biri haline gelmiştim. Herkes birbiriyle büyük bir samimiyetle ve hiç birbirimizi bırakmayacağız sözleriyle ayrıldı. bugün o sözleri veren herkes birbirinden o kadar uzak ki. Çoğunun ağzından şunu duydum "Bir konuştuğum sen kaldın Pire". Sanmayın ki bu karşı taraftan kaynaklanıyor. Onlar beni aradığı için değil ben onları bırakmadığım için bu iletişim. Eğer üç beş gün arayıp sormasam benimle de diğerleriyle olduğundan farklı olmaz ki.
Geçen sene liseden bir arkadaşın düğünü vardı mesela. Zorla toplayıp bir kaç kişiyle düğüne gittik. Can ciğer olduğu arkadaşlarından kimse yoktu düğününde. Bize sarılırken öyle içtendi ki.
Gittiğim her yerde kıymetim sonradan anlaşıldı. İş hayatımda olsun, okul hayatımda olsun, insan ilişkilerinde olsun ortamda çıkana kadar varlığımın hiçbir önemi olmadı. Ben gittikten sonra da pişmanlığın bir önemi kalmadı işte.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder