Bir kitapta okumuştum. Bu arada ben okuduğum kitaplara da kendimi fazla kaptırırım. Ordaki adam dağda başı boş dolaşan atları yakalayıp, evcilleştiriyordu. Bir iki derken kendine koca bir at çiftliği kurmuştu. Ben o kadarını istemem. Sadece bir tane bembeyaz atım olsun yeter. Kır atın üstünde saçlarım uçuşurken hayal ederim kendimi. Ne kadar güzel at sürdüğümü düşünüp övünürüm :)) Bazen de Minik kulübemin önündeki sandalyeye oturmuş çayımı yudumlerken hayal ederim. Ne güzel bir tadı vardır o çayın. Normalde hiç sevmesemde hayalimde çok güzel gelir onun tadı bile. Zaman zaman da kırmızı arabamla yolculuk ederim oradan oraya. Türk insanı misavirperverdir. Çalarım bi evin kapısını beni kabul ederler mi bir gecelik sorarım. Hayalimdeki insanlar normalden çok daha iyilerdir. Hemen buyur ederler beni eve. Kimseyi de rahatsız etmem bir köşede kıvrılır yatarım.
İmkansız belki ama hayal etmekte parayla değil ya. Bu da benim mutluluk kaynağım işte :)
Bu yorum yazar tarafından silindi.
YanıtlaSilüzerlerimizdeki kazak, hırka vesaire iki elimizin parmakları ile omuzlarımızın biraz aşağısından tutup bırakırız ve yaşıyoruz deriz :) insan olduğumuzu hatırlarız düşünebildiğimzi. İçten bir yazı için teşekkur ederiz saygılar
YanıtlaSilİçten cevap için ben teşekkür ederim :)
SilSaygılar..
çay sevilmez mi yaaa :)
YanıtlaSilYavan bir tat işte nesini seveceksin ama minik kulübemde denize karşı içilen çay sevilir :D :D
Sil