Hani derlerdi de inanmazdım bazen insanın başını kaşıyacak vakti olmuyormuş gerçekten. Son bir haftadır yemek yemeye vakit bulamıyorum. Bisküviyle çerezle vakit geçiriyorum. Yorgunluktan bitkin düştüğüm yetmezmiş gibi bir de odadakilerle uğraşıyorum. Kızın biri bugün odanın içine kustu. En nefret ettiğim kokudur, kusmuk kokusu. Midem bu kadar boş olmasa kesin bende çıkartırdım orda. Üstünü başını da batırdı. Kızlar saçını yıka bari deselerde dinletemediler. Sinirlendim bende. "Yıkama kok milletin içinde" diye çıkış yaptım. Normalde karışmam bana ne de, bildiğin kokuyor yani. Benim gibi insanlarda olabilir gideceği yerde. Çok fazla uzatmadan çıktım odadan.
Migrosta nostalji günlerini yaşıyoruz. Giydirdiler bize yetmişlerin kıyafetlerini deli gibi dolanıyoruz ortalarda. Gelip gidip gülenini mi ararsın. "Fotoğrafınızı çekebilir miyim??" diye soranını mı ararsın, daha neler neler. Duyumlarıma göre geçen senelere göre yine iyi haldeymişiz. Neyse sağlık olsun bir kaç hafta sabredeceğiz artık. Anı olsun diye de saklayacağım o tişörtü. Bir daha görme şansım olmaz belki :))
Haaa bi de balıkçı var. Onunla yan yanayken her şey güzel ama uzaktayken iki yabancıyız sanki. Görmediğimde özlemiyorum ama bir başkasıyla konuşurken gördüğümde kıskanıyorum. Duygularımı çözebilmiş değilim. Ne hissettiğimi bilmeden devam ediyor işte hayat. Bu işi de zamana bıraktım. Öğreniriz ilerde nasılsa...
Ahahha ah pirecan yine mi gönül işleri :d
YanıtlaSilOlmazsa olmaz kii :))
SilAma ama çok karışmışsın sen ;)
YanıtlaSilKotulugune demedim ki ama ustelik ayni odada yasiyoruz sadece kendini dusunmemesi lazim rahatsiz oluyorum kokudan :/
Sil